Hasan Düzgün - Kişisel web sitesi

 
Anasayfa
ESKİ ŞERAHLA GEÇMİŞİ VE BU GÜNÜ KONUŞTUM Yazdır E-posta

Mart 2oo3

Hasan:  Bir zamanlar çok güzel olduğunu, çok görmüş geçirmiş  biri olarak arada bir seninle, konuşmak,  birlikte olmak istiyorum.Bir gece birkaç gün falan.
Şerah:    Gülerim buna.
Hasan:   Niye gülüyorsun ne var bunda? Ondört yıl benim kahrımı çektin beni büyüttün sana geldim, şimdide özledim soruyorum!
Şerah :   Senin gibi çok isteyen var. Bir gecelik, birkaç günlük, özellikle dışardan gelenler, benimle kalmak istemiyorlar. Sen de dışarıdasın yanılmıyorsam.
Hasan:   Niçin ? Senin yeterince aşığın vardır.
Şerah:   Var.Onlar da benimle yaşamanın zor olduğunu, çekilmez olduğumu söylemeye başladılar.
Hasan:   Niçin?
Şerah:    Görmüyor musun? Karpuz kabuklarını, kirli poşetlerini, rakı şişelerini üstüme atıp geri dönüyorlar.
Hasan:   Vay terbiyesizler, çevre düşmanları.
Şerah:    Görmüyor musun yaşlanmış kocakarı gibi oldum. Kirpiklerim, dudaklarımdan taşan kirli rujları mı?
Hasan:   ?

Şerah: Sus ve dinle.( Başladı söylenmeye bana dinlemek kaldı.) Biliyor musun eskiden Çaykara boğazından rüzgar esince dumanın kokusu gelirdi, bu yağmurun habercisiydi. Otlar ıslanmasın diye toplar içeri alırdım, çamaşırları da. Şimdilerde öyle değil.
Hasan: Peki nasıl?
Şerah: Rüzgar esmeye başladığında burnuma küflenmiş yosunlu beton kokusu geliyor.
Hasan: O kadarda değil.
Şerah: Az bile dedim, eskiden rüzgar estiği zaman dumanın kokusu yeşille buluşup
parfümüm olurdu, ama nerde o günler… Ben bile çifinin, sbahdukenin, ormukenin kokusunu unuttum. Hani gölbaşı vardı bilirsin atların akşam üstü otlandığı yer. Oralar şimdilerde Dolar ve Euro’nun konuşulduğu yerler oldu.Dünyayı kirleten savaşları finanse eden kirli paralar işte.Türk lirasının az konuşulduğu yerlerden oralar. Bunun böyle olacağı aklımdan geçmezdi ama oldu işte.
Sahi o mahallede eski orman müteahhitliği yapan birisi vardı tanır mısın?
Hasan: Nasıl tanımam senin çehreni değiştirmeye çalışan bazen iyi işler yaptığını
Duyduğum birisi.
Şerah: Sen öyle zannediyorsun bana en büyük kötülüğü yapanların başında o geliyor.
Onu kıskanıp ona özenenleri anlatsam ağlarsın görmüyor musun ne hale
çevirdiler beni . Ben onu bazen ormanda, bazen kimselerin ortada olmadığı gecenin karanlığında, hatta ormancılarla konuşurken bile görürüm. O 1960 lı yıllarda orman müteahhitliği yapardı. Bedenime az mı yaralar açtı.
Bazen yetiştirdiğim ağaçları yıkar, bazen dallarını keser beni başkalarına peşkeş ederdi. Ama ben güçlü olmaya çalışırdım, yeniden filizlenip karşı koyardım. Ya diğerleri, ondan ne öğrendilerse onu uyguladılar.Biliyor musun aslında kötü niyetli biri değildir, sende tanırsın.
Hasan: Canım baksana ne kadar yakmışlar senin canını!
Şerah : Eskiden yorganım olan ormanları kesip, ev, otel, motel yapıp para kazanıyorlar. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de yorgun bedenime beton yapıları yüklediler. Dizlerim tutmaz oldu, yayladan tek konakla inerdim ama şimdilerde bir koca günde ancak inebiliyorum. Üstelik ıslanarak. Bilirsin ıslanmamak için ormanın gölgesine sığınırdım şimdilerde o da yok kesmişler dallarını, budamışlar kışlık odun yapmışlar dalsız dalda sız bıraktılar.
Hasan: Sen ne kadar dertliymişsin?( Susmak bilmiyor başladı anlatmaya)
Şerah : Diğer hovardaları da o salmış üstüme. Görgüsüzler...
Hasan: eee...
Şerah: Bedenimdeki bu yaraları görüyor musun bunları beni sevdiğini söyleyenler
yaptı. Üstelik tek koruyucularım olması gereken belediye başkanları, muhtarlar vs.
Onları seyrediyorlardı! ( Yüzü birden güldü ve bana): beni hala seviyor musun
İstiyor musun?( diye sormaz mı.)
Hasan: Hüzünlendim, ne demek istiyor musun seni nasıl istemem, özlemem? (Aslında
birkaç günden fazla çekemeyeceğimin o da farkında ama ben kıvırarak
cevaplıyorum. Gözleri doldu yanaklarından yaşlar akmaya başladı elinin tersi
ile göz yaşlarını silip başladı söylenmeye)
Şerah: Biliyor musun eskiden çok güzeldim. Beni sevenleri mutlu ederdim. Güvendiğim insanlar olmuştur... Ama onlar beni aşkla sevmediler, yorganım olan ormanlarımı kesip yorgansız bıraktılar. Üşüyorum artık yaşlandım baksana cildim bozulmuş görüntüm kötü. Çirkin yapılaşmayı taşıyamıyorum artık. Karnım ağırıyor, arada bir ishal oluyorum. Meğer suların kirliliğindenmiş
Düşünsene eskiden öyle miydi? sularımdan eğilerek su içerdiler. Şimdilerde öyle değil,Hatırlıyormusun?
Hasan: Nasıl hatırlamam alabalığın bol göçmen kuşların uğrayıp konakladığı, dinlenip su içtikleri, kurbağaların armonik seslerinin gece ayyuka çıktığını. (Başladı söylenmeye.)
Şerah: Balıklarımın yumurtalarını göle bırakırdım, büyüdüklerini görmek için sazlığı ziyaret ederdim onların büyüdüklerini kocaman olduklarını görür gururlanır, sevinirdim. Şimdilerde onu da kazmışlar balık yumurtaları karadenize kadar inip kayboluyorlar. Kim bilir, Karadenize kıyısı olan ülkelerin balıklarıyla akraba olmak için belki. Ya kurbağalar?Onların evleri olan sazlıktan sonra kayboldular, nesilleri tükendi, sığınacak limanları kalmadı, Tıpkı eskilerin yok oluşu gibi.
Hasan: Amma da doluymuşsun sen?
Şerah: Sana sitem edecek o kadar çok şeyim var ki anlatsam benden beter olursun. Bak ben ne oldum.
Hasan: Benim hatırladığım kadarıyla eskiden yayla yollarında kalabalıklar olurdu. Konaklama yerlerinde horon oynanırdı. Kim bilir belki de güzelliğini o doğal yaşamdan alıyordun, ne dersin?
Şerah: Ah...ahh... Nerde o günler el ele tutuşup bir kız bir erkek horon oynayanlar, el ele tutmayı bırak bir arada oturmayı bile haram sayıyorlar. Senin anlayacağın harem selamlık kurmuşlar. Biliyor musun eskiden Atatürkçü aydınlar çoktu şimdi ise gericiler türedi durmadan ATATÜRK’e sövüyorlar.
Hasan: Biraz abartıyorsun.
Şerah : Sana öyle geliyor sen gittikten sonra buralar Erzurum, Erzincan’dan gelen şeyhlerle doldu. Hatta benim büyüttüğüm zeki, akıllı, şair ruhlu bir çocuk vardı. Senin yaşlarında onu bile kandırmışlar o da harem selamlık kurmuş. Şeyhcik olmuş!...
Hasan: Sahi öyleymiş, duydum. Demekki doğruymuş.
Şerah: Dur hele bir de yerlisi var. O da buralarda mücadele veriyor. Senin anlayacağın beni parsellemişler diledikleri gibi kullanıyorlar. O da arada bir benim irademe müdahale ediyor ama bugüne kadar başarılı olamadı. Sebebi de siz dışarda yaşayanlarsınız.
Hasan: Ne demek istiyorsun?
Şerah: Beni terkedip gurbette yaşayan sizler beni unutmadınız, bazen yaptığınız müdahalelerinizi tasvip ediyorum. Çünkü bana yapılan zulme dur diyorsunuz.
Hasan: İyi ya daha ne istiyorsun?
Şerah: Siz gurbettekiler de zamanla buralardakilere benzemeye başladınız bana sahip çıkınız.
Hasan: sana ve senin gibiülkemin değerlerine zarar vermeye çalışanların ömrümce karşılarında olacağım.Bu benim sana sözüm olsun.

Hasan DÜZGÜN

 
< Önceki   Sonraki >

Ana menü

Anasayfa
Hakkımda
Uzungöl
Resimlerim
Kitaplarım
Müzik
Politika
Spor
Ekonomi
Güncel
İletişim
Arama

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Pontusca Sözlük

Resimlerim

uzungöl'den resimler
uzungöl'den resimler
Açıklama: uzungöl\'den resimler
Uzungölden görünümler
Uzungölden görünümler
bağlamanın uzungöle gelişi
bağlamanın uzungöle gelişi
uzungöl'den resimler
uzungöl'den resimler
Açıklama: uzungöl\'den resimler
Resimler
Resimler

Anketler

Bu yılki tatilinizi hangi bölgemizde düşünürsünüz?
 

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color