Hasan Düzgün - Kişisel web sitesi

 
Portreler Yazdır E-posta

Şakir efendi : Hocaların hocası 1876 yılında Uzungöl de doğdu uzun yıllar eğitmenlik yaptıktan sonra doldurduğu bilgi dağarcığını solaklı boğazına akıtmak üzere maarif vekilliğine baş vurur açılan sınavları başarıyla verir ve eğitmenlikten öğretmenliğe geçiş yapar. İlk öğretmenliğine yörenin ilk Rum yerleşim merkezi olan paçan köyün de başlar. Burada 5 yıl görev yaptıktan sonra komşu köy olan anoso köyüne tayin edilir orada 1 yıl kalır onun o engin bilgeliğinden her köy yararlanmak için arkasında koşturur. Ama hocaların hocası kararını vermiştir artık meslek hayatının sonlarına doğrudur yaş 60 kendi köyü olan Uzungöl e dönmeye karar verir. Ama Uzungöl de ilkokul yok Oysa kafasında okul yapma projesi filizlenmişti.

Tayin ister gerçekleşir yıl 1933 hocalı mahallesindeki mescit şimdiki belediye binasının önünde derenin kenarında kuruluydu şakır efendi eğitime burada başladı eğitim Osmanlıcaydı 3 yıl Osmanlıca eğitim verir orada ülke genelinde Osmanlıca eğitimin kademeli olarak kaldırıldığı yıllardı dönemin köy muhtarı ali Eroğlu (bameç) ile okul yapımıyla ilgili sıkı işbirliğine girerler ve 6 ayda okulun inşaatını imece usulüyle bitirirler Uzungöl ü okula kavuştururlar. Eğitim artık günümüz eğitim sistemine geçer bu yetmez  hoca toplumu kanunlara karşı saygılı ve her sorunu ihtiyar heyetinin arabuluculuğuyla çözüldüğü Uzungöl’e bir de karakol yaptırma kampanyası başlatır bunu da kısa zamanda başarır. Hocaların hocası yorgundu amacına ulaşmış köyü modern çağın aydınlanması için okula ve karakola kavuşturmuş herkesi okula kayıt yaptırarak eğitim seferberliği başlatır gönlü rahat tı artık emekliliğini isteyebilirdi ve öyle oldu 1 yıl modern eğitim verdikten sonra emekli oldu halk onun aydın ve ilerici hareketlerini algılamakta zorlanıyordu bazı kendini bilmezler onu dinsizlikle suçladılar ancak o bildiği aydınlık yolundan hiç taviz vermeden devam etmiştir yaptıklarıyla günümüz Uzungöl ün geldiği noktada büyük katkıları olmuştur.Onunla ilgili bir öyküyle nokta koyalım. 1950 li yıllardı askeri keşif uçakları bölgede uçuş yaparlar dı uçağın bir tanesi garesder kayasını teğet geçer görenlerden biri uçağın kayalara çarptığını sanır ve feryat eder halk olayın olduğu yere doğru akın eder o arada yaralılara müdahale etmek amacıyla tereyağı eriterek sahanlara koyup giden insanlar görülür halk uçağın ne olduğunu bilmiyor ona çarkı felek diyorlardı kimileri hocaya koşarak ne yapılması gerektiği ni sorarlar o her zamanki bilgeliği ile halkın koşuşturmasına gerek olmadığını bunun bir keşif uçuşu olduğunu anlatsa da çoğu inanmaz bunun uçak olmadığını çarkı felek olduğunu buda dünyanın sonu olduğu nu anlamı çıkarılıyordu onun uyarıcılığını o anlamda halk istismar ediyordu yıllar onun aydınlattığı yolun doğruluğunu kanıtlamış haklı çıkarmıştı ona nekadar övgüler yazılsa azdır yaptıkları ile anısı önünde saygıyla eğilir rahat uyumasını dilemekten başka talebimizin olmadığını yazmak görevimizdir.   

Ali Eroğlu:(bameç)Uzungöl ün ilk muhtarlarındandır muhtarlığı döneminde Uzungöl ilkokula kavuşmuştur. Bu yetmez düşüncesiyle birde karakol yapımını gerçekleştirmiştir cumhuriyetin ilk yılları nedeniyle yeniden yapılanmada katkıları olmuş büyük hizmetler vermiştir Atatürkçü ve aydın dünya görüşü ile şakır efendi ile iyi bir ikili oluşturmuşlar ve çağdaş yöneticiliğin örneklerini yeni nesillere aktarmışlardır. Sert mizacı ve kararlılığı ile bilinirdi onun döneminde her şey zamanında ve doğru olarak yapılırdı aksi takdirde her türlü uyarıyı yapmaktan çekinmez ve uygulardı istikrarlı bir yönetimle Uzungöl ün menfaatlerini savunmuş halkın takdirini kazanmış büyüklerimizdendir ruhu şad olsun.

Ahmet çavuş:  1901 yılında Uzungöl ün Kastel mahallesin de dünyaya geldi askerliği başarılarla dolu büyüklerimizdendir. Balkan harpleri zamanında orduda önemli görevler üstlenmiş Yugoslavya da üsküp te cephelerde mücadele vermiş bir şahsiyettir. Rütbesi  çavuş olduğu için çavuş denmektedir  sert mizacı  ve dobra kişiliği ile tanınır söyleyeceğini esirgemeden söyleyen zatlardandır onun Uzungöl’de ki ünü meşhur 7 sülale hakkında söylediği sözdür onu da burada belgelemeye çalışalım. ona göre Uzun gölden 7 sülaleyi çıkarırsanız Uzungöl cennet olurmuş bu sülaleler malbetten lürts oğulları (zorlular) filaktan fırdık oğulları (fidanlar) hocalıdan zuz oğulları (zenginler) gölbaşçıdan hür oğulları (akyüzler) büyük köyden Bekirliler (şahinler) yine büyük köyden rabalılar  (erler)ve inceliden zufer oğulları (zerenler) diye sıralardı her nekadar latifede olsa kendi görüşü idi.

Mustafa Genel (dandili) 1923 yılında Uzungöl ün inceli mahallesinde dünyaya geldi Mucitliği ile ünlüdür ömrünün tamamını çalışarak geçirmiştir el sanatları konusundaki becerisi tartışılmaz. Küçük yaşta yetim kalır oda herkes gibi sübyan okullarında Arapça eğitim alarak kendini yetiştirmeye çalışır. 1929 yılı sel felaketinde Uzungöl den Maçka’ya giden göçlere katılmak istemiş yaşı küçük olduğundan kabul görmedi kendisiyle yaptığım söyleşiyi kaleme 1991 de aldım askerliğini Tunceli’nde yaptığını burada yaşadığı bir anısını sizlere de aktarmayı görev sayıyorum. Tunceli Hozat ta asker iken ikinci cihan savaşı zamanı 4 ay kuru ekmekle idare ettiğini anlattı ve zatürree oldu bir yıl askerliğe ara vermiş sonra askerliğini 4,5 yıl olarak tamamlamıştır. Bir arkadaşının bitten öldüğünü anlatmıştı bu durum o günlerin yoksulluğunu anlatmak için yeterli olur sanırım.. Uzungöl de su enerjisini transmisyon yöntemiyle kullanan ilk kişidir ömrünün son yıllarını Uzungöl kuran kursuyla geçirmiştir Uzungöl’de ki modern değirmen enerji sarf etmeden onun sudan yararlanarak yaptığı çalışmayla  hizmet vermektedir dünya onun için meşakkat sahası olarak yaratılmış ve ondan yine aynı sonla ayrılmıştır ruhu şad olsun.

Gagoşim efendi : Uzungöl ün dünya İslam ilimleri alanında yetiştirdiği ünlü alimlerindendir alim olmasının yanında bilge kişiliği ile bilinmektedir Osmanlı sarayında düşüncelerine ve fetvalarına itibar edilen zatlardandır. Eğitimini medreselerde görmüş Osmanlı ile ilişkilerinden dolayı çeşitli ilim adamlarıyla fikir alışveriş imkanı olmuş ve kendisini geliştirmiştir. Rivayete göre kendisi hacca gitmediği halde onu  Kabe de görenler olmuştur. İlminin derinliği yanında erenler sınıfında olduğu söylenir bu hususta yazılı belge olmadığı için yaşlı insanlardan derlediğim bilgilerle yetinmek zorunda kaldım bu muhterem zatla ilgili bilgileri 1975 yılında hasan oğlu İsmail Aygün den aldım ruhu şad olsun
 
Mehmet Akyüz : (namı diğer zeybek  Uzungöl ün gölbaşı mahallesinde dünyaya geldi. Akyüzler dendir Arapça dil ve ilmi alanında derin bilgisi olan zatlardandır ancak onun asıl ünü cinci olmasıdır Uzungöl de cincilik inanışı yaygın olduğundan rahmetliye her zaman ihtiyaç duyulurdu.cinlerin çarptığı insanlara hayvanlara evlere ve her türlü mekanlara muska yaparak veya bizzat gidip okuyarak hizmetleri olmuştur benimde yekinen tanıma fırsatı bulduğum mümtaz şahsiyetlerdendir hizmetleri ve insanlara verdiği manevi desteğinden dolayı hizmetleri olmuştur.

Mustafa Kocaman: Vilivits 1932 yılında Uzungöl ün malbet mahallesinde dünyaya geldi. Aydın bir babanın oğludur yörenin gelenekçi yapısına karşı geldiği için babasına  GAVUR ALİ denirdi oğul kocaman farklı değildir babasının yolundadır tekniğe olan düşkünlüğü küçük yaşta ortaya çıkar ve elektronik merakı onun Uzungöl de ilk transistor lü radyoyu yapmasına neden olur hayata olan bağlılığı onun dışa açılmasını geciktirmez kısa zamanda çevresini Trabzon’dan başlayarak anakaraya kadar genişletir bir dönem Anakarada radyo tamirciliği yapsa da bu işler ona göre değildi daha büyük işler yapma azmindedir dostları vasıtasıyla ihalelere girer ihaleler alır müteahhitler kervanına katılır.Sadece kendine almaz dostlarına da işler alır o artık iller bankasının saygın müteahhitlerindendir dedik ya tekniğe olan ilgisi bu alanda işler almaya zorlar onu Elektrik ihalelerine katılır aldığı işleri bitirir o arada sosyal hayatı ihmal etmez dışarıda görüp öğrendiğini Uzungöl e taşımak ister oradakilere değişimi anlatır öğretir Uzungöl ün ve çevre köylerin elektrik ihalelerini alır bu korkunç yamaçlarda buna nasıl cesaret ettiği onun gözü karalığını azda olsa anlatmaktadır uzun yıllar alır bu proje o arada Uzungöl ün yol sorunları vardır dozer satın alır yoları açmaya başlar sonra makinesini oralarda parçalar ve insanlarına feda eder o bu işleri yaparken bir yandan da Uzungöl ün geleceğiyle ilgili planlar yapar siyasetten destek verir Uzungöl deki değişimin öncüsü olan kocaman içki içtiği için  eleştirilmiştir oysa bugün gelinen noktayı anlatmama gerek yoktur buda kocamanın bu toplumun nekadar önünde olduğunu göstermektedir onun siyasete el attığı 70 li yıllarda Uzungöl çok büyük kazanımlar elde etmiştir hayattan asla kopmayan ilerlemiş yaşına rağmen  hala çalışmakta ve üretmeye devam etmektedir onun rehberliğini yaptığı aydınlık yolda Uzungöl daha çok mesafeler alacağından hiçbir zaman endişe etmedik kocamanın bize bıraktığı mirası sürdüreceğimizden asla endişe etmemelidir tanrıdan ona uzun ömürler dileyerek noktayı koyuyorum öyküler bölümünde onun sosyal yapısını daha iyi anlamak mümkündür.

Mustafa Çakır: (Çakırof)Uzungölün  Alçakköprü mahallesindendir 1917 yılında Rusların bölgeyi işgal etmesiyle esir düşmüştür. 15 yıl  esir kaldıktan sonra sıla hasretine dayanamayarak Rusya dan kaçarak geri dönmüştür yaşı ilerlemişti benim lise yıllarımda Van’ın Özalp ilçesi dönerde re köyünde 1971 de yaptığım  mülakatta hem kendi hayatı hem de Uzungöl ün geçmişi ile ilgili  bilgi edindim herkesin kaçırılarak götürüldüğünü sanmasına karşın kendi isteğiyle gittiğini bizzat kendi ağzından duydum nedenini sorduğumda asıl ulaşmak istediğim gerçeği o gün öğrendim Uzungöl ün yerlilerinin kimler olduğunu sorusuna cevabı netti Kafkasya dan gelen Rumlar dır hayretle sordum efendi yani biz Rum muyuz evet dedi ve ekledi evet ama asla güvenilmez onlara benim onlardan çektiğimi Türklerden çekmedim dediğini duyar gibiyim savaş yaşamış olması ondan çok şey alıp götürdüğünü o gün müşahede ettim anısı önünde saygı ile eğilirim.

 

Mustafa Kutbay:(ağüga) boyu kısa tonton dediğimiz tipin örneği idi o küçük bedenine 90 yıllık ömrünü sığdırırken çevresini gözlemleyen öğrendiğini zor paylaşan insandı. Derleme yetenek ister bende o hususta uzman değil ama iddialıyım ondan çok şey öğrendim sormasını bildiniz mi başlardı söze Rusya maceraları esaret yılları çakırdan az değildi ömrü gurbet ellerinde geçti  Uzungöl ün zenginlerindendi oda tarihi bilgi anlamında anılarından yararlandığım mümtaz kişilerden biriydi ruhu şad olsun

Dursun Ali İnan: Dünün orman müteahhiti, günümüz Uzungöl ün  mimarı duayeni hatta her şeyi diyebileceğimiz bir kişilik dursun inan. Girişi belki ağır oldu ama maalesef gerçek böyle hiç kimse bu güzelim yörenin bir çalısını koparmaya kıyamaz kıyma hakkı da olmamalı. Bir gün buna en çok onun ihtiyacı olacak diye düşünemezdi o gün. Haksızda değildi ekmek kavgası her yerde başkadır Devletin inanılmaz orman kıyımına dur demek yerine katkıda bulundu. Çünkü o on yıl orman işletmesinin müteahhitliğini yapmış binlerce ağaç yıkmış Uzungöl ün yüreğini ciğerlerini yıkıp para kazanıyordu onu yakinen tanımayanlar bilemezler yüreğinde kopan fırtınanın büyüklüğünü ama çaresizdir yapacak başka iş olmayınca istemeyerek ağaçları yıkmaya devam ediyordu. Günün birinde, Almanya işçi aldığını duyar müracaat eder Almanya ya gurbete gider. Fırtınalar kopar içinden Uzungöl ün o bağımsız özgür günlerini arar ama ne çare onları bulamaz Almanya da dursun bulamadığı özgürlüğü kendi dünyasında sorgular ve arar tamda bu sıralar kader ona belki de geleceğinin ağlarını örüyordu hayat arkadaşını kaybeder 1974 . İşte o an onun için Almanya sevdası biter çünkü sevdiğini de bu ülkede iken kaybeder  fırtınalar kopar ve kararını verir benim yerim değil buralar ben özgür olmalıyım der geri döner kopamadığı Uzungöl üne alman yada olduğu süre içinde gözlemlediği balık çiftliklerinin Uzungöl de de olabileceğini zaten tasarlıyordu ve eşinin ölümünden sonra bir daha geri dönmez. Deli dumrullar  gibi dalar Uzungöl ün soğuk sularına. Kendi deyimiyle onun bu durumunu görenler bu adam delirmiş sabah akşam soğuk sularla boğuşuyor kim ne derse desin başarmalıyım sözünü beyninden hiç uzak tutmaz ve büyük inançla balık çiftliğini kurar.o arada çiftlikleri çoğaltmaya devam eder çiftliğin üstünü lokanta yapar o gün yeterliydi zaten daha büyüğüne ihtiyaç da olmaz kim gelecek bu Allah ın dağına yol yok yatak yok yenecek şey yok eh işte piknik olur buralarda herkesin kanısı buydu ama dursun kimseye bir şey demez bildiğini yapmaya devam eder o arada yaptığı binaları süslerken artık ağaç kesmiyor kurumuş ağaçları şekilden şekile sokarak onlarla yetinmeyi öğrenmişti. Çünkü artık ormana ağaca gelecekte en çok onun ihtiyaç duyacağını biliyordu yılmadı çalışmalarını yeni evler ,bungalovlar, çiftlikler yaparak sürdürür. Ona deli diyen bazıları onun yaptıklarını kopya etmeye başlamışlardı bile.  Olsun herkes yapsın rekabetin kötü bir şey olmadığını iyi biliyordu hatta ondan 10 yıl sonra başlayanlar paranın tadını almışlar bile ama o oralı olmadı. Çünkü onun sevdası başkalarının sevdasıyla aynı değildi onun sevdası dün buğday unu olmayan Uzungöl e dünyanın tüm nimetlerini nasıl getirebilirim idi ve azmin zaferini görmek isteyenler Uzungöl de dursun inanı izlemelidirler. Dursun bütün bu yaptıklarının yetmeyeceğini biliyor yarın çok geç olabilir diye yatırımlarını aralıksız sürdürmüştür. Dere boyunda yeni çiftlikler kurar o arada Uzungöl macerasında öncülüğünü yaptığı turizm herkesin işi olur noktasına taşınır. Dünün yatağı olmayan Uzungöl ün günümüzde 1500 yatak kapasiteye bu yatak kapasitesindeki insanları ağırlayacak restoranların açılmasına ve gelen turistlerin tüm ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hediyelik eşya dükkanları marketler,süt ürünleri satış yerlerinin kurulmasına kadar sebep olur. Bukadar iş yapan adama batıda devlet nişanı vergi rekortmenliği bröveler itibarlar verilir. Bu dursun içinde geçerlidir ancak gelin görün küçücük bir orman kıyısını izinsiz kullandığı için ona kocaman ödül olarak 6 ay ceza evi hediyesi verilir. Aldığı bu hediyenin gereğini yerine getirir Kızmaz buna ama burası Türkiye her şeyin ters aktığı yerde  onunkileri nın düz akması düşünülemezdi sağ ol dursun inan dünün bir avuç mısıra muhtaç Uzungöl üne bu müthiş potansiyeli kazandırdığın için, sağ ol Şerah’ı imar ettiğin için, sağ ol insanlara istihdam yarattığın için, sağ ol köylüm olduğun için.sağ ol….s

 

Yorumlar 

 
# Ahmet Mutluoğlu 2020-01-08 13:14 Mutlaka Beyefendi hayatta iken heykeli dikilmeli Uzungöle…Çok geç kalındı…Uzungölü Uzungöl yapan Adamdır…Acele edelim…Bana bir görev düşerse ben de koşarım…Kıymet bilmek lâzım… Cevap | Alıntı | Alıntı
 
< Önceki

Ana menü

Anasayfa
Hakkımda
Uzungöl
Resimlerim
Kitaplarım
Müzik
Politika
Spor
Ekonomi
Güncel
İletişim
Arama

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Kitaplarım

Pontus Kültürü ve Uzungöl

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • blue color
  • green color